İnsülin Direnci ve Beslenme

insülin direnci

İnsülin vücutta bulunan pankreas isimli organdan salgılanan bir hormondur ve başlıca görevi kan şekeri metabolizmasında yer almasıdır. Yemek yenildiği zaman vücuda giren karbonhidrat miktarıyla beraber kan şekeri artar, buna karşılık olarak pankreastan insülin salgılanır. İnsülin sayesinde kanda bulunan şekerin hücre içine girmesi ve böylece kan şekerinin normal seviyelere inmesi sağlanır.

Son yıllarda sıklıkla rastlanan insülin direnci ise çeşitli nedenlerden dolayı gerekli miktarda salgılanan insülinin gereken etkisini gösterememesi durumudur. Hücrelerin insüline karşı gösterdiği bu dirençten dolayı pankreastan daha fazla insülin salgılanır, bu insüline karşılık olarak da kan şekeri daha da yükselir. Bu durumun devam etmesi halinde ise gereken sınırı aşan kan şekeri değerleri kişide Tip 2 diyabetin oluşumuna neden olmaktadır.

İnsülin direncine neden olan etmenlerin başında aşırı kilo veya obezite sonucunda gelişen ve göbek çevresini saran iç organ yağlanması gelmektedir. Bunun dışında genetik faktörler, yüksek düzeyde fruktoz tüketimi, uyku bozuklukları ve fiziksel aktivite yoksunluğu da insülin direncine neden olabilmektedir. İnsülin direnci ise Tip 2 diyabet başta olmak üzere kalp-damar hastalıkları, çeşitli kanser türleri, yüksek tansiyon, kan yağ seviyelerinde yükselme ve polikistik over gibi hastalıkların oluşumunda etkendir.

İnsülin direncinin tedavisinde kişinin kan bulgularına göre düzenlenen bireye özgü ilaç tedavisinin yanı sıra beslenme ve egzersiz de çok önemlidir. Beslenme tedavisinde sofra şekeri olarak bilinen basit şekerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Kesinlikle uzun süre aç kalınmadan 2-2.5 saat aralıklarla günde 3 ana öğün ve  bu öğünler arasında 3-4 ara öğün yapılmalıdır. Meyve suyu yerine meyvelerin kendisi tercih edilerek günlük lif alımı arttırılmalıdır, bu kan şekerinin hızlı yükselmesine engel olacaktır. Günlük gerekli posa alımını sağlamak için haftada 2 gün mutlaka kurubaklagil, her gün sebze ve her öğünün yanında da salata tüketilmelidir. Beyaz un ile yapılan ekmek ve hamur işleri yerine tam tahıllı ekmek, pirinç yerine bulgur tercih edilmelidir. Karbonhidrat kaynaklı besinlerin tek başına tüketilmesindense süt, yoğurt, peynir ya da ceviz/fındık/badem ile beraber tüketilmesi kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlayacaktır. Göbek çevresi yağlanmayı azaltarak insülinin duyarlılığını arttırmak için ise mutlaka kilo vermek ve ideal kiloyu korumak gerekmektedir. Düzenli egzersiz yapmak ise salgılanan insülinin duyarlılığını arttırarak insülin direncini kırmaktadır. İnsülin direncinin tedavisinde asıl amaç yaşam tarzı değişikliği sağlamaktır.

Sağlıklı ve zinde günler dileriz.

Diyetlif
aralıklı oruç

Aralıklı Oruç (Intermittent Fasting) ve İnflamasyon

kabızlık

Kabızlık Sorunu Neden Olur, Nasıl Başa Çıkılır