Propolis İle İlgili Bilinmeyenler

propolis

Sizlere bu zamana kadar propolis ayrıntılı olarak anlatıldı. Biz bugün sizlere kullanım dozları, sağlık üzerine etkilerinde yapılan çalışmalar hakkında da biraz konuşmak istiyoruz. Belki daha önce duymuşsunuzdur, sebze ve meyveler içerisinde yer alan biyoaktif moleküllerin vücutta kullanımı oldukça az olabilmektedir. Bu konuda propolis için neler söylenmektedir buyrun inceleyelim.

Propolisin sindirimi ve biyoyararlanımı

Propolis, zayıf bir biyoyararlanıma ve absorpsiyona katkıda bulunan, büyük bir moleküler ağırlığa sahip karmaşık bir matris içinde lipitler, mumlar ve reçinelerden oluşur. Uygulanan polifenol formu (doğal meyve, meyve suyu veya özüt) veya çok sayıda polifenolün varlığı sinerjistik etkileri destekler ve biyoyararlanımın önemli belirleyicileridir. Polifenollerin zayıf biyoyararlanımına katkıda bulunduğuna inanılan faktörler arasında sindirim dengesizliği, bağırsak hücrelerinde zayıf transselüler sıvı ve hızlı metabolizma ve boşaltım yer alır. Diyet polifenolleri esterler, polimerler veya glikosile edilmiş formlarda bulunduğundan, emilemezler ve emilmeden önce bağırsak enzimleri veya kolon mikroflorası tarafından hidrolize edilmelidirler. Bağırsak sistemindeyken, zayıf bir şekilde emilen polifenolik bileşikler, kolon mikrobiyotasının enzim aktivitesinin yardımıyla, iyileştirilmiş biyoyararlanıma sahip daha küçük fenolik asitlere dönüştürülür. Mikrobiyota insanlar arasında farklılık gösterdiğinden, emilim ve metabolizmadaki bireysellik giderek daha fazla dikkate alınmalıdır.

Pekipropolis kullanımı güvenli midir?

Hayvan ve insan çalışmalarından elde edilen sonuçlara göre, propolis iyi tolere edilebilir ve çok büyük miktarlarda tüketilmediği sürece non-toksik özellik gösterir; ancak bazı insan çalışmalarında propolis kullanımının olumsuz etkileri de kaydedilmiştir. Tüketicilerin, “bitkisel” olarak isimlendirdiği besinler veya besin takviyelerinin olası yan etkilerini genelde göz ardı ettiği bilinmektedir; bu nedenle hem sağlıklı etkilerinin gerçekleşmesi ve hem de olası yan etkilerin önlenmesi için güvenilir aralıkta kullanım mutlaka tüketicilere hatırlatılmalıdır.

Hayvan çalışmalarına bakıldığında güvenilir alım dozunun 70 mg/gün olduğu ifade edilmektedir; buna ek olarak, toksik etkinin gözlendiği sınır ise 7,34 g/kg olarak belirlenmiştir. Bu miktarlara bakarak, besin takviyesi olarak piyasada yer alan propolislerin tüketim açısından güvenli sınır aralığında olduğu ifade edilmektedir.

Pandemi döneminde propolis kullanımı gerekli midir?

%50 oranında reçine, %30 bal mumu, %10 esansiyel ve aromatik yağlar, %5 polen ve %5 mineral madde ve organik kalıntılarda oluşan propolisin, insan sağlığı üzerinde pek çok olumlu etkisi bulunduğu saptanmıştır. Propolis, faydaları bakımından oldukça zengin bir üründür. Antibakteriyel, antiviral, antifungal ve antienflamatuar içeriğinin yanı sıra pek çok farklı rahatsızlık için de önleyici ve tedavi edici özelliği bulunduğu bilinir. Propoliste yer alan etanol ekstraktı (faydalı bileşenlerin ayrıştırılarak tüketime hazır hâle getirilmesi işlemi) bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Etanol ekstraktı, aynı zamanda iltihap önleyici, antibakteriyel, antiviral, antifungal, antioksidan ve lokalanestezik gibi özelliklere sahiptir. Bu nedenle pandemi döneminde besin takviyesi olarak önerilebilir; ancak doktorunuza danışmanız kesinlikle gereklidir.

Hangi hastalıklarda propolis kullanımına dikkat edilmelidir?

Yapılan hasta raporlarına göre, dalak kanseri 59 yaşında erkek bir hasta tedavi sürecini desteklemek amacıyla propolis kullanıyor, hasta kısa bir süre sonra akut böbrek yetmezliği teşhisi ile tedavi altına alınıyor ve bir süre sonra iyileşiyor. İlk etapta propolis takviyesinden şüpheleniliyor; ancak net bir şey söylenemiyor. Aynı hasta propolis takviyesi kullanımına devam ediyor ve aynı durum tekrarlanıyor, ne şanslı ki yeniden tedavi oluyor ve propolis kullanımı durduruluyor. Hastada durum bir kez daha gözlemlenmiyor. Bu durumu, propolisin içeriğinde yer alan (CAPE (kafeik asit fenil ester) isimli) bir biyoaktif bileşiğin renal fonksiyonları sağlayan bir maddenin inhibe edilmesini ve buna bağlı organ fonksiyonunun bozulmasından ileri gelmesi şeklinde açıklıyor.

Propolisin tüketimine bağlı gelişen yan etkilerden en sık görüleni hipersensitivitedir. Özellikle tropikal ürünlere karşı bir sensitivite gelişiminin söz konusu olabileceği; hatta alerjik reaksiyonlardan anafilaktik şoka kadar ilerleyebilen vakalar bildirilmiştir. Bu vakalardan ileri gelerek, dermatit, ürtiker gibi hastalıklara sahip olan bireyler için bir tehdit unsuru olarak sayılabileceği ifade edilmektedir.

Sağlıklı ve zinde günler dileriz.

Diyetlif
kalp hastaları ve IF aralıklı oruç

Kalp hastaları IF diyeti yapailir mi?

aralıklı oruç IF

Aralıklı açlık (Intermittent Fasting) diyetlerinin ağırlık kaybı üzerindeki etkileri