Biyoyararlılık nedir?

biyoyararlılık nedir

Bir öğündeki besin örüntüsü de biyoyararlanım için çok önemlidir. Proteinler aminoasit olarak adlandırılan yapıtaşlarından oluşur. Bu aminoasitlerin bir kısmını vücudumuz üretebilirken bir kısmını ise üretemeyip dışarıdan almak zorundadır. Dışarıdan alınması zorunlu olan bu aminoasitlere elzem aminoasitler denir. Örneğin kurubaklagillerin protein içeriği yüksek ancak elzem aminoasitlerden yetersizdir bu sebeple biyoyararlanımı düşüktür. Kurubaklagilleri tahılla birlikte tüketiyor olmak eksik olan elzem aminoasitleri tamamlamakta olup vücutta kullanımını artırmaktadır. Yine tahıllarda da eksik olan aminoasitleri tamamlamak adına süt ürünleri ile birlikte tüketilmesi vücutta proteinin daha iyi kullanımını sağlamaktadır.   

Bunlara örnek verecek olursak:

  • Kurufasulye ve pilav
  • Mercimekli bulgur pilavı
  • Sütlaç
  • Muhallebi

Besin Örüntüsü Çeşitliliği

Bir öğün içerisinde ne kadar fazla besin grubu çeşidi kullanırsak emilim ve vücutta kullanım, besin öğelerinin sinerjik etkisinden dolayı daha çok olmaktadır.

Öğün Sayısı

Öğün sayısını artırarak bir kerede çok fazla tüketimden ziyade vücudunuzu strese altına sokmadan daha sık aralıklarla beslenerek besin öğelerinin emilimine ve kullanımına karşı vücudunuza zaman tanıyabilirsiniz.

Öğün Saatleri

Vücudumuzun sirkadiyen ritim dediğimiz ışığa duyarlı bir biyolojik bir saati bulunmaktadır. Gün ışığı kaybolduğunda vücudumuz metabolizmayı yavaşlatmakta sindirim enzimlerinin salınımını azaltmakta ve vücutta besin öğelerini kullanma performansını düşürerek yağ olarak depolamaya meyilli olmakta yani kısaca uyku moduna almaktadır. Bu sebeple öğün saatlerine dikkat etmeli, sabah saatlerinden akşam yatana kadar ki süreçte besin yoğunluğunu azaltarak öğünlerinizi planlamalısınız.

Mikrobiyota

Pek çok yönden vücutta önemli bir etkinliğe sahip olan mikrobiyota tabi ki bu noktada da karşımıza çıkıyor. Vücudumuzda bulunan özellikle bağırsaklarımızdaki mikroorganizma topluluğu genel sağlık durumumuz üzerinde çok kıymetli olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Vücudumuzda bu iyilik halini oluşturan probiyotik olarak adlandırdığımız mikroorganizmaların çoğunlukta olması besinlerle probiyotik ve prebiyotiklerin alınmasına bağlı olarak önemlidir. Aynı zamanda son yapılan çalışmalarda besinlerin bağırsaklarda emilimi ve sindiriminde, mikrobiyotamızı oluşturan bu mikroorganizmaların da önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu sebeple mikrobiyotamızı iyi hale getirmek amacıyla probiyotik ve prebiyotik içeriği bulunan besinleri tüketimimize dahil etmeli, mikrobiyotamızı olumsuz etkileyecek doktor kontrolünde olmayan gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılmalı, pek çok yönden vücudumuza zararlı olan şeker ve şekerli besinlerin tüketimini sınırlandırılmalıdır.

Sağlıklı ve zinde günler dileriz.

Diyetlif
fodmap

Düşük FODMAP Diyeti Nedir?

Emziren Annenin Eski Ağırlığına Dönme Macerası

Emziren Annenin Eski Ağırlığına Dönme Macerası