Bir Çikolata Serüveni

masanın üzerinde çikolatalar var

Bu zamana kadar çikolata ile ilgili birçok şey duymuşsunuzdur. Hatta bu konuda kafanızın karışmış olma olasılığı oldukça yüksek! Bu nedenle sizin için çikolata hakkında güzel bir bilgilendirme yazısı kaleme alayım dedim.

Çikolatanın tarihi

Çikolatanın tarihi oldukça eskilere dayanmaktadır. 16.yüzyılda, Avrupalılar tarafından keşfedilen çikolatanın ticari hayata geçiş ve işleniş süreci oldukça bu süreçte hız kazanmıştır. Çikolata günümüzde ticari açıdan en değerli besin maddelerinden biridir!

Peki eskiler çikolatayı nasıl kullanmaktaydı

Çikolata ile ilgili görüşler zaman içinde nasıl değişti? Çikolatanın sağlık üzerine etkisi Panamalı yerliler ile keşfedilmiştir. Şehirleşme sürecine girmeden önce beslenme kültürlerinde yer alan kakaonun beslenme düzenlerinde sıklıkla kullanılması ve şehirleşme sürecinden sonra bireylerde gelişen kardiyovasküler hastalıklar bilim insanlarının dikkatini çekmiş ve çalışmalarını bu doğrultuda yönlendirmişlerdir. Yapılan çalışmaların sonucunda bireyleri kardiyovasküler hastalık gelişim riskinden koruyan en önemli besinlerden birinin şehirleşmeye geçmeden önce sıklıkla tüketilen kakao olduğu gözlemlenmiştir.

Kakao çekirdeği sağlıklı yağ asitlerinin yanı sıra bireylere tükettiğinde sağlık yararları bulunan antioksidanlar, epikateşin, kateşin, flavonidler ve prosiyanidin gibi biyoaktif moleküller içermektedir. Bu biyoaktif moleküller bireylerin birçok süreçte geliştirdiği ve birçok kronik hastalığın gelişiminin temel sebebi olan reaktif oksijen moleküllerinin olumsuz etkilerini göstermeden önce etkisiz hale getirilerek vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.

Literatürde çikolata

Kakao çekirdeği içeriği sayesinde özellikle kardiyovasküler hastalıkların ve hipertansiyonun gelişimini önleme üzerine etkileri yer almaktadır. Flavonoid, epikateşin, kateşin gibi biyoaktif moleküller bağışıklık sistemini destekler, vücut için toksik olan moleküllerin olumsuz etkisini göstermeden uzaklaştırmada yardımcı olur. Bazı bozulmuş, bozulmakta olan ve bu nedenle hastalıkların gelişimine etki edebilecek metabolik süreçleri olumlu anlamda etkiler. Bunun dışında bu ve çikolatanın sahip olduğu kafein, flavonoid ve diğer biyoaktif moleküller sinir ve sindirim sistemini rahatlatan salgıların salgılanmasını uyarır, bu nedenle ruh sağlığı üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Kişilerin sindirim sisteminin düzenli bir şekilde çalışmasının da ruh sağlığı üzerine çok büyük bir etkisinin olduğunu size yeniden hatırlatmak isterim! Yani, “çikolata yenildiğinde kendini iyi hissetmek” kavramının bilimsel dayanağı bulunmakta, ne mutlu bize!

Çikolatanın faydalı etkilerinden doğru şekilde yararlanabilme açısından ise size bazı uyarılarım olacak. Kakao çekirdeği sayesinde çikolatanın içeriğinde yer alan biyoaktif moleküllerden yararlanabilmek için kakao oranı en az %60 olan kakao oranı yüksek çikolatalar tercih etmelisiniz. Kakao oranı yüksek çikolataların süt ile birlikte tüketilmesi veya sütlü çikolata tercihi içeriğindeki biyoaktif moleküllerin emilimini olumsuz yönde etkileyebildiği gözlemlenmiştir. Çikolatanızın tadını çıkarırken lütfen bu uyarıyı da göz önünde bulundurun!

Tabi her şeyin güvenilir bir miktarı var!

Enerji içeriği, ek şeker içeriği göz önünde bulundurulduğunda çikolata tüketirken miktarına dikkat edilmelidir. Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nde yer alan önerilere göre günde 15 g (3 küçük parça) en az %60 kakao içerikli çikolata tüketilebilirdir.

Kaynaklar

1. Visioli, F., Bernaert, H., Corti, R., Ferri, C., Heptinstall, S., Molinari, E., … & Violi, F. (2009). Chocolate, lifestyle, and health. Critical reviews in food science and nutrition, 49(4), 299-312.

2. Latif, R. (2013). Chocolate/cocoa and human health: a review. Neth J Med, 71(2), 63-8.

3. Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi, 2015.

Kendin Ol, Buna Engel Bir Toplumda Mısın?

Alzheimer Hastalığı ve Beslenme